Türk cerrahları akciğer kanserinde bir tabuyu yıktı
Perşembe, 04 Şubat 2010
Türk cerrahların akciğer kanserine yönelik geliştirdikleri yeni teknik, dogma olarak kabul edilen "sol akciğer kanserlerinde nefes borusu etrafındaki lenf bezlerine cerrahi olarak dokunulamaz" tezini çürütüyor. Prof. Dr. Alper Toker ve ekibinin geliştirdiği yeni yöntem, sol akciğer kanserlerinde lenf bezlerinin çıkartılıp incelenerek ek tedavi gerekip gerekmediğini gösteriyor
İSTANBUL Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Toker ve ekibinin, sol akciğer kanserlerinde, lenf bezlerinden sistematik örnek alma ve tam temizlik sağlamak için geliştirdikleri teknik, Türk doktorların dünya tıbbına yaptıkları katkıya yeni bir örnek oluşturuyor. Prof. Dr.
Toker, yöntemi 2.5 yılda 52 hasta üzerinde denediklerini ve sonuçların çok başarılı olduğunu söylüyor.
Akciğer kanserlerinde hastaların yüzde 15'inin bu hastalıktan kurtulduğunu söyleyen Prof. Dr. Toker, amaçlarının akciğer kanserinin lenf bezlerine sıçradığı hastaları bularak, bu kişileri daha iyi tedavi etmek olduğunu vurguluyor. Prof. Dr. Toker, sözlerini şöyle sürdürüyor:
DOGMAYI YIKTIK "Biz cerrahlar için bilinmez olan sol akciğerdir. Bu nedenle sol akciğer ameliyatlarında kanserin, karşı tarafın lenf bezlerine sıçrama olasılığı sağa göre daha yüksektir.
Akciğer kanserlerinde sol akciğer bezlerinin ameliyatla aynı anda ortaya koyulması işlemi 1980 li yılların ortalarından beri yapılmıyor. Çünkü Japonlar bunun için çok komplike bir teknik geliştirdi. Kanadalı ve ABD'li cerrahlar da bu tekniğe destek vermeyince "akciğer kanserlerinde ameliyat sırasmda sol akciğer üst lenf bezlerine bakılmaz" düşüncesi bir dogma olarak yerleşti. Biz bu dogmayı yıktık. Uyguladığımız tekniğin video görüntülerinin dünyada kardiyotorasik cerrahların saygınlığını kazanmış 'The Cardiothoracic Surgery Netvvork' (www.ctsnet.org) isimli sitede kabul görmesi ve dünyanın her yerinden gelen videolar arasından ayın videosu seçilmesi de bunu gösteriyor.
TEKNİK NE GETİRİYOR?
Yöntem, hastalığı evrelendirmede büyük önem taşıyor. Ameliyat sonrasında "Kemoterapiye gerek yok" denilen grupta, yüzde 10-15'lik hata payı söz konusuyken, bu teknikten sonra hasta açısından hatalı karar verme riski ortadan kalkıyor. Teknik yüzde 15'lik hasta grubuna da umut oluyor.
Uygulamayla ameliyatın yapılması kararından vazgeçilerek tedavinin şekli değiştirilebiliyor. Doktorların, "Hastanın hayatını tehlikeye atmayalım, sadece kemoterapi ve radyoterapi alsın" şeklinde değişiklik gösteren bakış açılan olabiliyor.
Ameliyata bu teknikle başlanıp akciğer çıkartma ameliyatına devam edilmeyebiliyor.
Yöntem, "lenf bezlerinin çıkarıldığı hastalar daha uzun yaşar" görüşü ışığında bu düşüncenin takibine olanak sağlıyor. İlerleyen yıllarda bu inanışın ispatlanmasıyla bu hastaların yaşamlarının izlenecek olması çalışmanın bir başka yönünü oluşturuyor.
Bu teknikle hastaya verilen hasar azaltılıyor.